Op. Dr. Funda Yazıcı ErolOp. Dr. Funda Yazıcı ErolKadın Hastalıkları ve Doğum UzmanıMENÜ
Embriyo Gelişim Evreleri

Embriyo Gelişim Evreleri

Birinci Hafta: Embriyo ve Eklerinin Gelişimi

İnsanda yeni bir yaşam, oosit ile spermin fallop tüpünün ampulla bölgesinde birleşmesiyle başlar. Bu birleşme sonucunda zigot adı verilen diploid hücre oluşur. Zigot, sitoplazma hacmi artmadan hızlı mitoz bölünmeler geçirerek blastomer adı verilen küçük hücreleri oluşturur.

Üçüncü gün civarında yaklaşık 16–32 hücreden oluşan küresel yapı morula adını alır. Morula uterin kaviteye ulaştığında içine sıvı dolarak boşluklu bir yapı meydana getirir ve böylece blastokist oluşur.

Blastokistin yapısında iki önemli kısım ayırt edilir:

  • İç hücre kitlesi (embriyoblast): Embriyonun ve bazı ek zarların gelişiminde rol alır.
  • Dış hücre kitlesi (trofoblast): Plasenta ve diğer ek yapıları oluşturacak hücre tabakasıdır.

Beşinci gün civarında blastokist, zona pellucida adı verilen koruyucu tabakasından çıkar (hatching). Ardından endometriyuma tutunarak implantasyon başlar. Bu sırada trofoblast iki tabakaya ayrılır:

  • İçteki sitositotrofoblast, sürekli bölünerek hücre üretir.
  • Dışta yer alan sinsityotrofoblast ise çok çekirdekli, invazif ve hormon salgılayan yapısıyla endometriyal dokuyu invaze eder. Bu hücreler anne damarlarını açarak ilk lakünaları oluşturur. Aynı zamanda hCG hormonu salgılayarak korpus luteumu uyarır ve gebeliğin devamı için gerekli progesteron üretimini destekler.

İkinci Hafta: Bilaminar Disk ve Ekstraembriyonik Yapılar

İkinci haftada embriyoblast, bilaminar embriyonik disk adını alan iki tabakalı yapıya dönüşür. Epiblast tabakası üstte yer alır ve buradan amniyotik boşluğu çevreleyen amnioblastlar gelişir. Alt tabakada bulunan hipoblast, yolk sac epitelini oluşturur.

Bu dönemde birkaç ek yapı belirginleşir:

  • Amniyon boşluğu: Epiblast hücreleri ile çevrili olup embriyoyu koruyacak sıvıyı içerir.
  • Primer yolk sac: Hipoblasttan gelişir ve Heuser membranı ile sınırlanır. İlerleyen günlerde küçülerek sekonder yolk sac ortaya çıkar.
  • Ekstraembriyonik mezoderm: Amniyon ve yolk sac’ı çevreleyen mezenkimal tabaka.
  • Ekstraembriyonik sölom (koryon boşluğu): Mezoderm içinde gelişen geniş boşluk, ileride koryon zarının temelini oluşturur.

Bu süreçte sinsityotrofoblastta oluşan lakünalara anne kanı dolmaya başlar ve primitif uteroplasental dolaşım oluşur. Bu dolaşım ileride plasental değişimin temelini atacaktır.

Üçüncü Hafta: Gastrulasyon ve Germ Tabakalarının Oluşumu

Gastrulasyon, embriyonik gelişimin 3. haftasında gerçekleşen ve iki tabakalı embriyonik diskin (epiblast + hipoblast),üç germ tabakasına (ektoderm, mezoderm, endoderm) dönüşmesini sağlayan hücresel yeniden düzenlenme sürecidir.

Üçüncü haftanın başında embriyonik diskin epiblast tabakasında primitif çizgi adı verilen ince bir yapı belirir. Bu çizgi, hücre göçünün başladığı ve embriyonun sağ–sol, ön–arka, kraniyal–kaudal eksenlerinin belirlendiği çok kritik bir organizasyon merkezidir.

Epiblast hücreleri, primitif çizgi boyunca yoğunlaşır ve aşağıya doğru invagine olmaya başlar. Bu invajinasyon hareketi sırasında epiblast hücreleri farklı göç yollarına ayrılarak üç ayrı tabakayı oluşturur:

  1. Endoderm oluşumu:
  • İlk invagine olan epiblast hücreleri hipoblast tabakasını yerinden eder.
  • Hipoblastın yerine geçen bu hücreler, yeni alt tabakayı yani definitif endodermi meydana getirir.
  • Bu tabaka ileride sindirim sistemi epiteli, solunum epiteli, karaciğer ve pankreas gibi organları oluşturacaktır.
  1. Mezoderm oluşumu:
  • Daha sonra invagine olan epiblast hücreleri endodermin ve epiblastın arasına göç ederek intraembriyonik mezoderm tabakasını oluşturur.
  • Mezodermden kas, kemik, bağ dokusu, kardiyovasküler sistem, böbrekler ve gonadlar gibi yapılar gelişir.
  1. Ektoderm oluşumu:
  • Epiblasttan invajinasyona uğramayan, yüzeyde kalan hücreler ise ektoderm tabakasını oluşturur.
  • Bu tabaka ileride sinir sistemi, epidermis ve duyu organlarının gelişiminde rol alır.

Primitif çizginin ön ucunda primitif düğüm adı verilen yoğunlaşmış hücre bölgesi bulunur. Buradaki hücreler invagine olarak öne doğru göç eder ve notokordu meydana getirir. Notokord, yalnızca embriyonun orta hattını belirlemekle kalmaz, aynı zamanda ektoderm üzerinde sinyaller göndererek nöral tüpün oluşumunu başlatır.

Notokord mezodermden gelişen bir yapıdır. Bu yapı embriyonun orta hattını belirler ve ileride omurganın öncüsü olur. Ayrıca sinyalleşme merkezidir.

Üçüncü haftanın bir diğer önemli olayı, koryonik villus gelişimidir. Önceleri yalnızca trofoblast hücrelerinden oluşan birincil villuslar, içine ekstraembriyonik mezoderm girmesiyle ikincil villuslara dönüşür. Ardından mezoderm içinde damarlar geliştiğinde üçüncül villuslar ortaya çıkar. Bu evrede embriyo ile anne arasındaki gerçek dolaşım başlar.

Koryon ve Plasentanın Gelişimi

Koryon, trofoblast tabakaları ile ekstraembriyonik mezodermden gelişir. Gebeliğin ilerleyen haftalarında koryon iki bölgeye ayrılır. Desidua capsularis ile komşu olan kısımda villuslar geriler ve koryon leave (düz koryon) meydana gelir. Desidua basalis ile ilişkili olan kutupta villuslar yoğun şekilde büyüyerek koryon frondosum adını alır. Bu bölge plasentanın fetal yüzünü oluşturur.

Plasenta, anne ve fetus arasındaki madde değişiminin yanı sıra önemli endokrin işlevlere de sahiptir. Fetal tarafta koryon frondosum, maternal tarafta desidua basalis birleşerek plasentayı meydana getirir. Plasental bariyer başlangıçta sinsityotrofoblast, sitotrofoblast, villöz stroma ve fetal kapiller endotelden oluşur. Zamanla sitotrofoblast tabakası incelir veya kaybolur ve difüzyon mesafesi kısalır. Bu sayede madde geçişi kolaylaşır.

Plasenta aynı zamanda birçok hormon üretir. İlk haftalarda salgılanan hCG hormonu, korpus luteumu uyararak progesteron salgısını destekler. İlerleyen dönemlerde progesteron, östrojen, human plasental laktojen (hPL) ve diğer hormonlar doğrudan plasenta tarafından sentezlenir. Ayrıca plasenta, bağışıklık sisteminde tolerans sağlayarak anne ile fetus arasındaki immün dengeyi düzenler.

Ek Yapılar: Amniyon, Yolk Sac, Allantois ve Göbek Kordonu

Amniyon, epiblast kökenlidir. Amniyotik sıvı gebeliğin ilk döneminde anne plazmasından, daha sonraki dönemlerde ise esas olarak fetal idrar ve akciğer sekresyonlarından oluşur. Bu sıvı, fetusu mekanik travmalardan korur, hareket etmesine izin verir ve akciğer ile sindirim sisteminin gelişimini destekler. İkinci trimesterde amniyon ile koryon birleşerek koryoamniyon zarını oluşturur.

Yolk sac yani vitellüs kesesi, hipoblast kökenlidir. İlk dönemde embriyonun beslenmesinde görev alır ve üçüncü haftadan itibaren hematopoezin başladığı ilk yerdir. Heuser membranı ile çevrili olan primer yolk sac daha sonra küçülür, yerini sekonder yolk sac alır. Onuncu haftadan sonra önemini kaybeder. Vitellin kanalın kapanmaması durumunda Meckel divertikülü gibi anomaliler gelişebilir.

Allantois, arka barsaktan çıkan endodermal bir divertikül olarak ortaya çıkar. Görevi umbilikal damarların gelişimine katkıda bulunmak ve idrar kesesiyle bağlantı sağlamaktır. Doğumdan sonra allantoisin kalıntısı urachus adını alır ve median umbilikal ligament olarak kalır.

Göbek kordonu, embriyoyu plasentaya bağlayan hayati yapıdır. Başlangıçta bağlantı sapından gelişir, allantois ve vitellin damarları içerir. İlerleyen dönemde amniyon bu yapıyı sarar ve tipik üç damarlı kordon oluşur: iki umbilikal arter ve bir umbilikal ven. Damarlar Wharton jeli adı verilen jelatinöz bağ dokusu içinde korunur. Göbek kordonunun uzunluğu ve insersiyon yeri gebelikte önem taşır; velamentöz insersiyon veya tek umbilikal arter gibi durumlar komplikasyonlara neden olabilir.

Maternal Yüz: Desidua Gelişimi

Endometriyumun gebelik sırasında progesteron etkisiyle geçirdiği değişime desidualizasyon denir. Stromal hücreler büyüyerek glikojen ve proteinle dolu desidua hücrelerine dönüşür. Üç bölümden oluşur: desidua basalis plasentanın maternal yüzünü, desidua capsularis gebelik kesesinin üzerini, desidua parietalis ise uterin kavitenin geri kalanını döşer. Desidua ayrıca bağışıklık toleransının sağlanmasında ve trofoblast invazyonunun düzenlenmesinde kritik bir rol oynar. Desidua ile trofoblast arasında Nitabuch tabakası adı verilen fibrinoid bir zon bulunur. Bu tabakanın yetersizliği, plasenta akreta spektrumuna zemin hazırlar.

Sonuç olarak, embriyo ve eklerinin gelişimi, döllenmeden itibaren birbirine paralel ve hassas bir süreçtir. Embriyo gastrulasyonla üç germ tabakasına ayrılır ve organogenez başlar. Trofoblast kaynaklı koryon ve plasenta, anne ile fetüs arasındaki yaşam desteğini sağlar. Amniyon, yolk sac, allantois ve göbek kordonu gibi ek yapılar ise embriyoyu çevreleyen ve destekleyen ortamı oluşturur. Desidua, anne tarafında hem mekanik hem de immünolojik katkılar sunar. Bütün bu yapıların uyum içinde gelişmesi, sağlıklı bir gebelik için vazgeçilmezdir. Küçük bir aksama bile preeklampsi, plasenta akreta, büyüme geriliği veya fetal kayıp gibi ciddi sonuçlar doğurabilir. Dolayısıyla embriyo ve eklerinin gelişimini ayrıntılı olarak bilmek, hem temel bilim hem de klinik obstetri açısından büyük önem taşır.

Yorum ve Fiyat Talebi Formu
En az 70 karakter

Formu doldurup gönderdikten sonra size geri dönüş sağlanacaktır. Bizi tercih ettiğiniz için teşekkür ederiz.

Funda Yazıcı ErolOp. Dr. Funda Yazıcı ErolKadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
0242 322 97730536 439 6621