
Rahim zarı kalınlaşması, kadınlarda adet düzensizliği, ara kanama veya menopoz sonrası kanama gibi şikâyetlerle sıklıkla gündeme gelen önemli bir jinekolojik durumdur. Tıbbi adıyla endometrium kalınlaşması, rahmin iç yüzeyini döşeyen endometrium tabakasının, kadının yaşına ve hormonal durumuna göre beklenen sınırların üzerine çıkması anlamına gelir.
Endometrium kalınlaşması her zaman bir hastalık değildir. Bazı dönemlerde tamamen fizyolojik olabilirken, bazı durumlarda ise altta yatan hormonal bozuklukların, iyi huylu lezyonların ya da nadiren kanser öncüsü değişikliklerin habercisi olabilir. Bu nedenle rahim zarı kalınlaşması, tek başına bir sayıdan ziyade kişiye özel bağlam içinde değerlendirilmelidir.
Bu yazıda rahim zarı kalınlaşmasının ne olduğu, normal endometrium kalınlıkları, nedenleri, belirtileri, ne zaman tehlikeli olabileceği, tanı ve tedavi yaklaşımları ayrıntılı ve anlaşılır bir dille ele alınacaktır.
Endometrium, rahmin iç yüzeyini kaplayan, hormonlara son derece duyarlı bir dokudur. Kadın yaşamı boyunca östrojen ve progesteron hormonlarının etkisiyle sürekli olarak değişir. Her adet döngüsünde gebeliğe hazırlanır ve gebelik oluşmadığında adet kanamasıyla birlikte dökülür.
Bu düzenli kalınlaşma ve dökülme süreci, sağlıklı bir üreme sisteminin göstergesidir. Ancak bu hormonal denge bozulduğunda endometrium beklenenden fazla kalınlaşabilir ve dökülmesi gecikebilir.
Rahim zarı kalınlaşması, endometriumun ultrasonla ölçülen kalınlığının, kadının:
gibi faktörler göz önüne alındığında beklenen değerlerin üzerinde olmasıdır.
Bu nedenle rahim zarı kalınlaşması tanısı tek başına mm değeriyle değil, klinik tabloyla birlikte konur.
Sayısal değerler doğru yorumlandığında son derece yol göstericidir. Ancak bağlamından koparıldığında yanıltıcı olabilir. Bu nedenle normal değerler mutlaka dönemsel olarak değerlendirilmelidir.
Üreme çağındaki kadınlarda endometrium kalınlığı adet döngüsüne göre doğal olarak değişir.
► Adet kanamasının hemen ardından, yani döngünün erken foliküler fazında endometrium genellikle incedir ve yaklaşık 3–5 mm civarındadır.
► Yumurtlama öncesi dönemde endometrium giderek kalınlaşır ve genellikle 7–9 mm ölçülür.
► Adet öncesi luteal fazda ise endometriumun 10–14 mm kalınlığa ulaşması fizyolojik kabul edilir. Bazı kadınlarda bu değer 15 mm’ye kadar çıkabilir ve tek başına patolojik kabul edilmez.
Bu nedenle üreme çağındaki kadınlarda, adet öncesi dönemde saptanan kalın endometrium her zaman hastalık anlamına gelmez.
Menopoz sonrası dönemde hormonal uyarı ortadan kalktığı için endometriumun ince olması beklenir.
► Menopoz sonrası kanaması olmayan kadınlarda endometrium kalınlığının genellikle 4 mm ve altında olması normal kabul edilir.
► Menopoz sonrası vajinal kanaması olan kadınlarda ise endometrium kalınlığının 4 mm’nin üzerinde ölçülmesi ileri değerlendirme gerektirir. Bu grupta kalınlık arttıkça endometrial hiperplazi ve kanser riski de artar.
Bu nedenle menopoz sonrası dönemde sayısal değerler klinik karar açısından çok daha kritik hale gelir.
Rahim zarı kalınlaşmasının en sık nedeni hormonal dengesizliktir. Özellikle östrojen hormonunun progesteronla dengelenmediği durumlarda endometrium sürekli uyarılır ve kalınlaşır.
En sık nedenler şunlardır:
Endometrial hiperplazi, endometrium hücrelerinin normalden fazla çoğalması durumudur. İyi huylu bir durum olabilir, ancak bazı alt tipleri zamanla kansere dönüşme riski taşır.
Hiperplaziler, hücresel yapının bozulup bozulmadığına göre sınıflandırılır. Bu sınıflama, tedavi ve takip planının temelini oluşturur.
En sık görülen belirtiler şunlardır:
► Menopoz sonrası dönemde görülen her türlü kanama, rahim zarı kalınlaşması açısından mutlaka değerlendirilmelidir.
Bu sorunun cevabı net bir “evet” ya da “hayır” değildir.
Üreme çağındaki kadınlarda, özellikle adet döngüsünün luteal fazında saptanan kalınlaşmalar çoğu zaman fizyolojiktir ve tehlikeli değildir.
Ancak menopoz sonrası dönemde, özellikle kanama eşlik ediyorsa, endometrium kalınlaşması mutlaka ciddiyetle ele alınmalıdır. Çünkü bu grupta endometrial hiperplazi ve kanser riski anlamlı şekilde artar.
İlk basamak tanı yöntemi transvajinal ultrasondur. Ultrason ile endometrium kalınlığı ölçülür ve yapısı değerlendirilir.
Gerekli durumlarda rahim içinden örnek alınması, yani endometrial biyopsi yapılır. Bu işlem hücresel yapıyı değerlendirmek için gereklidir.
Bazı vakalarda histeroskopi ile rahim içi doğrudan görüntülenir.
Tedavi; hastanın yaşı, menopoz durumu, çocuk isteği ve altta yatan nedene göre planlanır.
Endometriumun hem çok ince hem de aşırı kalın olması embriyonun tutunmasını zorlaştırabilir. Bu nedenle gebelik planlayan kadınlarda endometrium yapısı dikkatle değerlendirilmelidir.
1. Rahim zarı kalınlığı kaç mm olursa tehlikelidir?
Bu değer yaşa ve menopoz durumuna göre değişir. Menopoz sonrası dönemde 4–5 mm üzeri ölçümler dikkatle değerlendirilir.
2. Her kalın endometrium kanser midir?
Hayır. Çoğu vakada iyi huyludur.
3. Endometrium kalınlaşması ilaçla düzelir mi?
Birçok durumda evet, hormonal tedavilerle kontrol altına alınabilir.
4. Rahim zarı kalınlaşması tekrarlar mı?
Altta yatan neden düzeltilmezse tekrarlayabilir.
Yazar: Dr. Funda Yazıcı Erol, 03/01/2026 20:19